Yuva Köyü Derneği Web Sayfası

Tarihçe

SELÇUKLULAR DÖNEMİ
İlçenin Kayı-Salur-Büğdüz-Dodurga-YUVA-YIVA Bayındır gibi köy adlarının oluşu Türk Boylarının buralara yerleştiklerinin ispatıdır.

BEYLİKLER DÖNEMİ
Danişment Beyliği, Karatekin Beyliği, Çobanoğlu Beyliği, Çandaroğlu Beyliği

OSMANLI DÖNEMİ
Orta İlçesinin bilinen ilk adı ’’Kari Pazardır”.Eski tapu kayıtlarında Şerii mahkeme ilamlarında “Kari Pazar naibine” hitabı kullanılmıştır.Kari’nin lugat manası:-okuyan inceleyen, Kur’ an-ı Kerimi Kaidesine göre okunmasını bilen kişi.Karipazar ise Kur’an okuyanların toplantı yeri manasına gelir.Şimdiki İmam-Hatip Lisesinin Doğu kısmında bir medrese ve caminin olduğu burada Arapça Farsça Kur’ an-ı Kerim ve dini ilimler okutulduğu söylenmekle birlikte adı geçen yerde bir türbenin (Osman Dede) oluşu türbenin yanında caminin ve medresenin temellerinin hala varlığı bilinmektedir. Bu medrese ve caminin yanında eskiden halk pazarı kurulurmuş. Halk dilinde kari Pazar yerine kara Pazar olarak İlçenin adı kullanılmaya başlamıştır.Daha sonra bilinmeyen bir tarihte ismi değiştirilip, İlçe İlçeye bağlı olan köylerin ortalık bir yerinde olduğundan ismine Orta İlçesi adı verilmiştir.Gerçektende İlçenin durumu yerleşim alanı,köylerin ve kasabaların uzak ve görüş mesafesine göre orta yerdedir.

 

YUVA KÖYÜ (YIVA BOYU)

Orta İlçesine bağlıdır. Çankırı’da  Oğuz boy adını korumakta olan köylerimizdendir. Çankırı’da diğer bir Yuva Köyü de Ilgaz ilçemize bağlı Yuva-Demircilerdir. Bundan önceki yazımızda, Yuva ve diğer Oğuz boylarının adını taşıyan köylerin geçmişini iyi anlayabilmek için -Oğuz Türkleri hakkında bilgi sahibi olmak lazım geldiğini söyleyerek – Oğuz Boyları hakkında kısa ve genel bilgiler sunmuştum. Şimdi Yıva(Yuva) boyunun tarihine geçebiliriz.

Yıva Boyu, Oğuzların Üç-Ok kolundan Deniz-Han’ın dört oğlundan birinin adının taşımaktadır.

 

Deniz-Han Oğulları Ongunu           Anlamı
İĞDİR     (yiğdir/Igdır) Çakır İyilik, büyüklük, yiğitlik
BÜĞDÜZ     “ Herkese tevazu gösterir ve hizmet eder
YIVA (Yuva)     “ Derecesi üstün
KINIK     “ Nerede olsa azizdir

 TARİHTE YIVA BOYU

Kaynaklara göre Yıva boyu, Oğuzların Üç-Ok kolundan Deniz-Han’ın oğullarındandır. Ongunu Çakır olup, Yıva’nın anlamı derecesi üstündemektir.[1][1]

Kaşgarlı Mahmut, bu ismin beş değişik söyleniş şeklini kaydetmiştir. 12. yüzyılda İva, Tapu tahriri defterlerinde Iva ve Yıva şeklinde kaydedildiği görülmektedir. Faruk Sümer’in tespitine göre, Yıvalar hakkındaki en eski bilgi, 1158 tarihlidir. Bu tarihte Yıvalar, Hemedan’ın batısında kalabalık biçimde yaşamaktaydılar. Faruk Sümer, buraya  1130 tarihinde Avşarlar ve Salgurlar ile birlikte Sir-Derya boylarından geldikleri görüşündedir.

Tarihi kaynaklar, Yıva boyundan  önemli işler yapan iki önemli beyliğin varlığından bahsetmektedir. Bunlar Berçem(Perçem) Oğulları ve Yaruklular Beylikleridir.

 BERÇEM-OĞULLARI

Beylerinin adı Berçem olup bu isimde bir beyliğin varlığı ve bir takım siyasi mücadelelerde yar aldığı görülmektedir. Berçemoğlu Mahmud- Fahreddin İbrahim- Şihabuddin Süleyman Şah[1][2] sırasıyla beyliğin başına geçmişlerdir. 1258 yılında Moğolların Bağdat’ı işgali sırasında Bağdat’ı sadakatla savunanlar arasında Süleyman Şah da vardı. Bağdat düşünce Süleyman Şah, halife  ve öteki Türk komutanları  Moğollar tarafından şehid edilmişlerdir.

24 Oğuz boyundan biri olan Yıvalar’dan pek kalabalık bir kümenin Hemedan’ın kuzeyinden Şehrizor’a kadar uzanan geniş bir bölgede yaşadıkları görülmüştü. Bu Yıvalar’dan önemli bir kısmının Yaruk adlı beyleri ile birlikte İmadeddin Zengi tarafından Halep bölgesine göçürüldüğü ve bunlara Yaruklular denildiği bilinmektedir.

Yıvalar, 12. yüzyılda Berçem(Perçem) Oğulları beyliğini kurmuşlardır.

1208 yılında Yıvaların emiri Berçem oğlu Ebû-İshak İbrahim bir bâtınî tarafından öldürülmüştü. Onun ölümü üzerine beyliğin başına  İbrahim’in yeğeni ve Emir Mahmud’un oğlu Berçem’in geçmiştir.  Berçem,  1209 yılında Bağdat’a gitmiş, kendisine Abbâsi halifesi tarafından  kılıç kuşatılmıştır.[1][3]

  YIVA BERÇEM OĞULLARI[1][4]

                                         

                                     1- Emir Berçem(1172’de sağ)

               ______             ___|||__________________________

           |||                                |||                                             |||           

Kızı(Tekrit emirinin hâtunu)      2- Mahmud(1187’de sağ )            3-Fahreddin Ebû-İshak             

                                                                  |||                                                 İbrahim(Ö.1208)                                                              

                                  4-Berçem(1209’da sağ)

                    ______________________ ||| _______________________

               |||                         |||                            |||

                   Oğlu                                   Kızı                      5- Süleyman Şah(ö.1258)                                                                             

   (1213’de Yıva meliki )    (C.Harzemşah’ın hatunu)                     |||                               

                                                                                                        Berçem Şah

                                                                                                                                                                URMİYE YIVALARI

             12. yüzyılın ilk çeyreğinde kalabalık bir Yıva topluluğunun Urmiye[1][5] yöresinde yaşadığı tespit edilmiştir. Bu Yıvalar 10.000 atlı çıkarıyorlardı. Bir takım yağma faaliyetlerine giriştikleri için  Harzemşahlılar Sultanı Celalettin tarafından cezalandırılmışlardır. Bu olaydan 6 yıl kadar sonra Moğolların istilası vuku buldu. Diğer Türkmenler gibi onlar da batıya(Anadolu içlerine) göçmüşlerdir. [1][6]

 Anadolu’daki Yıvaların büyük bölümünün bunlardan olması güçlü ihtimaldir.

 YARUKLULAR

 

Ak-Sungur oğlu Zengî Musul’dan sonra Haleb’e hakim olunca Haçlılarla mücadeleye girişti. Yıvalara Halep bölgesinde yurt vererek Haçlılarla savaşmalarını, zaptedecekleri toprakların kendilerinin olacağını söylemişti. Başlarında Yaruk adlı bir beğ olan bu Yıvalar, Haçlılarla savaşmışlar ve epeyce geniş toprakları ele geçirmişlerdir. Yaruk 1168’de ölmüş, yerine oğulları Aynuddevle ve Bedreddin Doldurum geçmiştir. Yiğit ve iyi ahlak sahibi bir beğ olan Bedreddin, Selahaddin Eyyubî’nin yaptığı savaşların çoğuna katılmış ve büyük yararlıklar göstermiştir.

                         YARUKLULAR SOY KÜTÜĞÜ[1][7]

                           ————-Arslan—————

                               (Oğuz Yıva boyundan)

                                              |||

                                                      Bahâeddin Yaruk

                                                            (Ö. 1168/69)

                                   ______             _|||____________________________

                                 |||                               |||                                 |||           

                         Ak –Toğan                  Mâlik          Bedreddin Doldurum(ö.1214/15)  

                                                                                                      |||      

                                                                                               Fetheddin

                                    OSMANLI DÖNEMİ

 

Sümer, Osmanlı döneminde önde gelen Yuva oymaklarını kaydetmiştir. Bunlar arasında Halep , Dulkadırlılar, Yeni-İl, Kayseri, Tarsus ve Anamur gibi yerleri saymaktadır. Sümer’in listesi eksiktir. Zira 16. yüzyılda sadece Çankırı Sancağı’na bağlı 4 tane Yıva adlı köy bulunmaktadır. Bunların ikisi o zaman Çankırı’ya bağlı Kalecik’de, biri o zaman adı Koçhisar olan Ilgaz’da ve birisi de Orta’da bulunmaktadır.

16. YÜZYILDA YUVA KÖYÜ

 

Yuva köyü Karı-bazarı kazasına bağlı köylerden biridir. Osmanlı döneminde bu kaza sınırları, bugünkü Orta kazası ile hemen hemen aynıdır.  16. yüzyılda yapılan iki tahrirde köye ait bazı bilgiler, aşağıdaki tabloda görülmektedir. Köyün Büyük Yıva olarak kaydedilmesi, küçük olan başka Yıva’nın bulunabileceğini akla getirmektedir.

                    YUVA(Büyük Yıva)-t-

 TAHRİR YILI:…………1521………….1578/79

HANE                41            65
Mücerred               16                  43
Muâf                -                   3
Hâsıl            4.151         5.350

 Kaynak: A.KANKAL, 16.Yüzyılda Çankırı Sancağı.s.111.

[Hane: Vergiye tâbi hane(evli erkek) sayısını,

Mücerred: Vergiye tâbi bekâr erkek sayısını,

Muâf:    Çeşitli sebeplerle vergi alınmayanları,

Hâsıl :   Köyden alınan toplam vergi miktarını göstermektedir.]

(Bu bilgiler, 1521 ve 1578/79 yıllarında yapılan tahrirler(yazımlar)daki Osmanlı dönemi kayıtlarından alınmıştır.)

Tayip Başer, Yuva hakkında şunları kaydetmiştir:

Devrez çayı kenarında ve bucağın(Orta) 5 km. batısındadır. Arazisi kısmen müsaittir. Rençberlik ve biraz da dışarıda çalışmakla geçinirler. Eski bir camii vardır. Yuva Türklerde Oğuz boylarından bir boyun adıdır. Nüfusu Dün(1894):177,  Bugün(1950): 375.”[1][8] 

6 Haziran 2000 yılındaki zelzelede bazı evler hasar görmüş, devlet desteği ile zemini sağlam arsalar üzerinde yeni evler inşa edilmiştir. Kanalizasyonu, içme suyu vardır. Kapanan okulu, köy tüzel kişiliğine devredilmiş, sosyal faaliyetler ve toplantılar için kullanılmak üzere yeniden düzenlenmiştir.

 

OĞUZLAR

(Yuva ve diğer Oğuz boylarının adını taşıyan köylerin geçmişini iyi anlayabilmek için Oğuz Türkleri hakkında genel bilgilere sahip olmak lazımdır. Bu sebeple yazımızın ilk bölümünde Oğuz Boyları hakkında kısaca  bilgiler sunacağız. İkinci yazımızın konusu ise Yıvaların tarihi ve Orta ilçesine bağlı Yuva köyü hakkında olacaktır.)

 

Oğuz adı, Oğuzların atası Oğuz han’dan gelmektedir. Oğuz ve oğullarını anlatan Oğuz Destanı (Oğuz kağan Destanı) milattan önceki tarihlerde ortaya çıkmış; sonradan yazıya geçirilmiştir. Tarihçi Zeki Velidi Togan’a göre, çok eski tarihlerde Oğuzlar, Ön Asya’dan Çin’e kadar uzanan geniş bir coğrafyada cihanşümul bir devlet kurmuşlardır.

 

Tarih sahnesine XI. yüzyıldan itibaren  çıkan ve kendilerine Türkmen de denilen Oğuzlar’ın Türkiye Türkleri ile İran, Azerbaycan, Irak ve Türkmenistan Türklerinin ataları olduklarını biliyoruz. Selçuklu ve Osmanlı hânedanlarının da Oğuzlar’dan çıktığı düşünüldüğü zaman, Oğuzların dünya tarihindeki rolünün ne derece önemli olduğu anlaşılabilir.[i]

 

BOY, OYMAK, ÂŞİRET, CEMAAT, OBA

 

Oğuz eli’ni meydana getiren teşekküllerden her birine boy denir ki, Kaşgarlı Mahmud bu sözün Oğuzca olduğunu belirtmiştir.

 

OĞUZLAR VE BOY TEŞKİLATI

 

Kâşgarlı Mahmut, oba kelimesinin de Oğuzca olduğunu söylüyor. Obalardan sonra her halde aileler geliyordu ki, Oğuzlar’ın bunu hangi kelime ile ifade ettikleri bilinemiyor. Böylece aileden  obalar, obalardan boylar ve boylardan da Oğuz eli meydana gelmiştir. Oğuz eli’nde asıl oymak birliği, boy’dur.

 

El’in zamanla ülke anlamına gelmiş olduğu bilinmektedir. Yurd; elin, boyun, obanın ve ailenin oturduğu yerdir.

 

Oğuz eli’ni meydana getiren teşekküllerden her birine boy denir ki, Kâşgarlı Mahmut bu sözün de Oğuzca olduğunu bildirmektedir. Orhun âbidelerinde geçen “bod” sözü, söylendiği gibi, belki bu kelimenin en eski şeklidir. Boy, Türkiye’de bu anlamda gerek resmî dilde, gerek halk arasında son zamanlara kadar kullanılmıştır.

 

Türkiye’de boyların başında bulunanlara da boy beği deniliyordu. Kavim gibi Arapça’dan alarak resmi dilde kullandığımız kabîle kelimesi Türkçe’de hususiyetle boy manâsını ifade eder. Boyları irsen idare eden reisler de beğ unvanını taşırlar. Oğuz ve Türkmen soylularını bu beğler meydana getirirler. Yabgular ve sultanlar da beğler arasından çıkmıştır.

El’in zamanla ülke anlamına gelmiş olduğu malûmdur. Yurd; elin, boyun, obanın ve ailenin oturduğu yerdir.

Boylar da obalara ayrılmaktadır.

 

Boz-Oklar ve Üç-Oklar

 

Oğuz boyları önce iki ana kola ayrılmaktadır. Boz-Oklar da hâkim kolu teşkil etmeleri itibari ile onlar sağ kol sayılmışlardır. Bu gelenek, bu kollar var oldukça devam edip gelmiştir. Boz-Okların hâkim kol sayılması, İslâmiyetten önce siyasî üstünlüğün uzun bir zaman bu kolun elinde kalması, yabguların daha çok bu kolun boylarına mensup olmalarından ileri geliyor. Üç-Oklar ise, sol kolu teşkil etmekteydiler.

 

Boz-Oklar’ın alâmeti yay ve tâbi kol oldukları için de Üç Oklarınki ok’tur.

 

Selçuklu Sultanı Tuğrul Beğ 1038 yılında Nişabur’a girerken kolunda gerilmiş bir yay ve belinde de üç-ok bulunuyordu. Bunlar her halde, kendisini Boz-Ok ve Üç-Ok’un, yani bütün Oğuz-eli’nin hükümdarı saydığının bir ifadesidir.

 

Eski Türk ellerinde ve ordularında ikili düzenin değişmez bir kaide olduğu bilinir. Oğuz elinde ve ordusunda da, görüldüğü gibi, bu kaide hâkimdi. Böylece el ve ordu ikiye bölünmekte, bunlara kol denilmektedir. Kollar da birbirinden sağ ve sol sıfatları ile ayrılıyor. Osmanlı İmparatorluğunda da sağ kol, sol kol adları verilen bu ikili düzen hem askerî, hem de mülkî teşkilâtta esaslı bir kaide olarak uygulanmıştı. Türkler’de sağ kol, Moğolların aksine olarak, daha şerefli sayılıyordu. Boz-Oklar da hâkim kolu teşkil etmeleri itibari ile onlar sağ kol sayılmışlardır. Bu gelenek, bu kollar var oldukça devam edip gelmiştir. Boz-Okların hâkim kol sayılması, İslâmiyetten önce siyasî üstünlüğün uzun bir zaman bu kolun elinde kalması, yabguların daha çok bu kolun boylarına mensup olmalarından ileri geliyor. denildiğine göre, Oğuz yabguları başlıca şu boylardan çıkmıştır: Kayı, Yazır, Avşar, Beğ-Dili ve Eymür. Bunlardan yalnız Eymür boyu Üç-Oklar’dan idi. Dede-Korkut destanlarında ise siyasî üstünlüğün Üç-Oklar’da olduğu görülür. İslâm ülkelerinde de Üç-Oklar büyük bir varlık göstermişlerdir: Selçuklu hanedanı (Kınık), Salgurlular (Salur), Berçem oğulları (Yıva), Ak-Koyunlular (Bayındır), Ramazan-oğulları (Yüregir) ve Kadı Burhaneddin (Salur) bu koldan idiler. Şimdiki bilgilerimize göre, Boz-Oklar’dan da Artuk-oğulları’nın (Döğer), Şumla-oğulları’nın (Avşar) ve Nâdir Şah’ın Avşar hanedanından çıkmış olduğu gö­rülüyor.

 

Bilindiği üzere, Oğuz Kağan’ın 6 oğlu olmuş, Oğuz yaşça büyük ilk üçüne “Bozok” diye ad vermişti. Irkıl Hoca onların oğullarının her birine özel lâkap ve isim vermiştir.[ii]

 

BOZOKLAR:

GÜN-HAN

AY-HAN

YILDIZ-HAN

KAYI

YAZIR

AVŞAR(Afşar)

BAYAT

DÖĞER(Döver, Düver)

KIZIK

ALKA-EVLİ

DODURGA

BEG-DİLİ

KARA-EVLİ

YAPARLI

KARKIN

ÜÇOKLAR:

GÖK-HAN

DAĞ-HAN

DENİZ-HAN

BAYINDIR

SALUR

İĞDİR(yiğdir/Igdır)

PEÇENEK(Becene, Biçene)

EYMÜR

BÜĞDÜZ

ÇAVULDUR(Çavundur)

ALA-YUNTLU

YIVA(Yuva)

ÇEPNİ (Çetmi)

UREGİR (Yüreğir)

KINIK

Deniz-Han Oğulları Ongunu Anlamı
İĞDİR(yiğdir/Igdır) Çakır İyilik, büyüklük, yiğitlik
BÜGDÜZ Herkese tevazu gösterir ve hizmet eder
YIVA Derecesi üstün
KINIK Nerede olsa azizdir.

Yine Reşided-din’in listesinden anlaşılıyor ki eski zamanlarda boyların toylarda yiye­cekleri koyun etinin kısımları da bir kaideye bağlanmıştır. Reşid ed-din’de bu kısımlara endâm-i goşt (etin bir kısmı), Yazıcı-Oğlu’nda sünük (kemik) deniliyor. Dikkate değer ki, ongunlar gibi her dört boyun da ortak bir sünükü vardır. İğdir, Bügdüz, Yıva ve Kınık boylarının sünükleri (sol ?) aşığludur. Irkıl Hoca, ziyafetlerde boylara hayvanın hangi parçasının ülüş olarak verileceğini belirlemiştir.

 

Yuva’nın Oğuzların Üç-Ok kolunun Deniz-Han Oğullarından  olduğunu tespit ettikten sonra Yuva boyunun tarihî serüvenine geçebiliriz.

 

 

 

 

 

NOT:  Yuva annemin köyü olması dolayısıyla küçüklüğümden beri ilişkilerim vardır. Annemin annesi de Salur köyündendi.  Ben Oğuz boyları hakkında bilgi sahibi olduktan sonraki bir tarihte Yuva’ya gittiğimde  köydekilere “Yuva ne demek” diye sormuş; “Yeğen, bizim köy biraz kuş yuvasına benzediği için Yuva  demişler” cevabını almıştım. 1977 seçimlerinde  milletvekili adayı olan Şükrü Korkmazgider ile seçim çalışmalarına katıldım. O günlerde gittiğimiz Orta’nın Büğdüz, Salur, Dodurga,  Dere Bayındır, Orta Bayındır, Tutmaç Bayındır, Kayıören, Karga köyleri doğrudan doğruya Oğuz boy adları taşıyan yerleşim birimleriydi. Bu köylerde benzeri sohbetler yapmış, buna yakın cevaplar almıştık. 1999 seçimlerinde milletvekili adayı olarak dolaştığım bu köylerde Oğuzlardan  geldiklerini bilen gençlerle karşılaşmış ve çok memnun olmuştum.


[1][1] Yıva: Atları yüksek ve aynı zamanda hünerli olan. Mertebesi dükelinden üstün ola(Yazıcıoğlu  Oğuznamesi). Mertebesi yüksek(Ebülgazi Oğuznamesi). Bkz.: Ord.Prof. Dr. Zeki Velidî Togan, Oğuz Destanı, 2. Baskı, İstanbul-1982, s.52. Destanda bazı Han isimleri de yer almaktadır. Oğuz Han’dan sonra oğlu Gün-Han hakan olmuş, ondan sonra 5. sırada tahta geçen İnalsır Yavkuy Han’ın vezirleri olarak Salurlardan Öksî Hoca ve Yıvalardan Şaban Hoca adı geçmektedir. (Zeki Velidî Togan, age. s.55)

[1][2] Süleyman Şah, Yıvaların en meşhur emîridir. Kültürlü bir şahsiyet ve şair olduğu kaydedilmiştir. Bir rübâisini Faruk Sümer eserine almıştır.(age. s.360-363)

[1][3] Faruk Sümer, Oğuzlar, İstanbul-1980, s.585-586.

[1][4] Faruk Sümer, age. s.586.

[1][5] Urumiye, bugün İran’ın Batı Azerbaycan Eyaletinin Merkezi olan önemli bir şehirdir. Türkiye sınırına  yakın ve Urumiye Gölü’nün batı kıyısındadır.

[1][6] Faruk Sümer,age.s.364

[1][7] Faruk Sümer, age., s.604

[1][8] Tayip Başer, Dünkü ve Bugünkü Çankırı, s.189.

Bu yazıda düzeltmeler yapılmıştır. Düzenleyen Hakkı Duran – 29.06.2007 Saat 03:12


[i] Faruk Sümer, Oğuzlar, İstanbul-1980, s.V.

[ii] Irkıl Hoca,  K(G)ün Han’ın veziri ve müşaviri idi. Uygur asıllı ve Yenikentli olan bu bilge zat, çok uzun yaşamıştır. Daha Oğuz Han hayatta iken bir yarısı Bozok, bir yarısı Üçok ismini alan bu oğullardan olan tam 24 evladın her birine bir lâkap verdi; yine hayvanlarına vurmak için birer tamga tespit etti. Ayrıca “kut ve devlet” anlamında birer “Ongun” belirlemiştir.(bkz. Z. Velidi Togan, Reşideddin Oğuznamesi, Tercüme ve Tahlili İstanbul-1982)

 

Bilgiler için; Sayın Hakkı Duran’ a Teşekkürler…

Yorum yaz

*

Haberler

Çankırı Siteleri

Çankırı Postası   Sözcü 18   Çankırı TV

Adres

Çankırı - Orta - Yuva Köyü Derneği
Çankırı Dernekler Federasyonu
Çankırı Cad. No: 74 Dışkapı ANKARA
Website: http://www.yuva18.com
Email: yuva@yuva18.com